SON DAKİKA

Dilin Doğuşu

Bu haber 04 Mayıs 2020 - 18:22 'de eklendi ve kez görüntülendi.

“İnsan eşref-i mahlukattır” yani yaratılmış olanların en seçkinidir. İnsanın düşünüyor ve konuşuyor olabilmesi onu bu konuma getirmiştir. Aristotales insanı tanımlarken, “insan düşünen hayvandır” der. Evet, insan aslında bir hayvandır. “Hayvan” sözcüğü Arapça hayy حي (hayat) sözcüğünden türemiş ve “hayat sahibi” anlamına gelir. Yeryüzündeki bütün canlılar hayat sahibidir. Bir çiçeğin, bir böceğin de hayatı vardır. Hayat sahibi olan her varlık doğar, büyür ve ölür. Bu döngü milyon yıldır bu şekilde sürüp gitmektedir. İnsanın düşünce ve konuşma özelliğini çıkarttığımızda geriye sadece hayvani özellikleri kalır; yer, içer, uyur, ürer. Dolayısıyla insan, dil ve düşünce özelliği sayesinde cemadat, nebatat ve hayvanattan ayrılır.

İnsan dünyaya “dil edinebilme” yeteneği ile gelir. Bu yetenek dünyadaki bütün dilleri öğrenmeye elverişlidir. Türkiye’nin herhangi bir yerinde yeni doğan bir çocuğu Amerika’nın herhangi bir yerine götürseniz bu çocuk konuşma yaşına geldiğinde oradaki dili kusursuzca konuşmaya başlar. Dünyaya logos ile (düşünme ve konuşma sistemi) gelen insan, içinde dünyaya geldiği toplumun dilini öğrenmeye başlar. Bu dil ile düşünür ve toplumun diğer bireyleri ile bu dil vasıtasıyla sosyalleşir ve onlardan biri haline gelir. Şu var ki toplum içerisindeki her bireyin ses yapısı, dili kullanma şekli birbirinden oldukça farklıdır. Felsefede bireyin kendi dil sistemi için langua, bireyin toplumdan aldığı dil sistemi içinse parole kavramları kullanılır. Birey toplumdan aldığı parole ile kendi languasını oluşturur. Langua bir bakma bireyin dili kullanma şeklidir. Tarih boyunca bu karmaşık sistem üzerine çokça düşünülmüş, bu yoğun düşünüş sonucunda; “Dil nedir? Dil ile düşünce arasında nasıl bir ilişki vardır? İlk dil hangi dildir? Diller tek kaynaktan mı yoksa çok kaynaktan mı türedi?” gibi çokça soru doğmuştur. Bu yazımızda İlk dil hangi dildir? Diller tek kaynaktan mı yoksa çok kaynaktan mı türedi? gibi sorulara verilen bazı cevapları tartışacağız.

“İlk dil hangi dildir?” sorusuna cevap aramaya çalıştığı bilinen ilk kişi Mısır Kralı Psammetik’dir. Yunan tarihçi Herodot’un naklettiğine göre, Psammetik dil üzerine çokça düşünen biriymiş. Sürekli ilk dil hangi dil olabilir diye düşünür dururmuş. Kral bir gün bu merakını gidermek için bir deney yaptırmaya karar vermiş. Kral yeni doğan iki çocuğun insan etkileşiminden uzak bir yerde büyütülmesini istemiş. Böylelikle bu iki çocuk dışarıdan müdahale olmadan büyüyecek ve kendi sistemlerinde var olan dili kullanacaklar. Bunun sonucunda ilk dil hangi dil ise ortaya çıkacaktır. Kralın dediği yapılır. Çocuklar insan iletişiminden uzak bir yerde büyütülür. Bu çocuklar konuşabilecek yaşa geldiğinde çocuklardan biri “bekos” der. Çocukların bakıcılığını yapanlar hemen krala gidip çocuklardan birinin “bekos” dediğini söylerler. Kral bu sözcüğün derhal araştırılmasını ister. Bir süre sonra bu sözcüğün Frig dilinde ekmek anlamına geldiği tespit edilir. Böylelikle kral, ilk dilin Frig dili olduğuna inanır. Fakat Modern bilime göre böyle bir şey mümkün değildir. Birey dili toplumdan ses ya da görüntü vasıtasıyla öğrenir. Çocuklar dil öğrenirken kritik denilen yaşa kadar beyinlerinde bir ses haritası oluşur. Yani çocuk doğduktan hemen sonra annesinin babasının konuştuklarını zihnine kaydetmeye başlar. Çocuğun ciğerleri güçlendikçe akciğerden çıkan hava ses tellerinde titreşime dönüştürür ve çocuk zihni vasıtasıyla bu seslere ağız kanalında tıpkı bir piyano gibi ihtiyaç duyduğu şekli verir. Örneğin çocuk zihninde oluşan ses haritası içerisindeki “anne” sözcüğünü söylemek istediğinde anne kavramı çocuğun ses haritasında önce çıkar, sonra akciğerden güçlü bir nefes çıkarır, bu nefes ses tellerinde değdikten sonra bir tınıya dönüşür, daha sonra çocuk bu tınıyı ağız kanalında, zihninde beliren a-n-n-e seslerine dönüştürmeye çalışır. Modern bilime göre konuşma bu şekilde gerçekleşir. Yine çocukken nasıl olduğu bilinmese de toplumdan ayrılıp doğada yalnız başına yaşayan insanlar olmuştur. Bunlara “wild child” yabani çocuk denir. Sayıları onlarca olan bu insanları farklı zamanlarda dünyanın farklı yerlerinde ortaya çıkmıştır. Lucien Malson’ın “Wolf children” Kurt Çocuklar adlı eserinde 1344 yılından başlayıp 1970 yılına kadar tespit edilen 47 yabani çocuk vakası olduğu yazmaktadır. Kayıtlara göre söz konusu yabani insanların insan dilini konuşamadıkları saptanmıştır. Bazıları topluma karıştıktan sonra çok sınırlı sayıda sözcük öğrenmeye başlamıştır. Bütün bunlar şunu gösterir; insan anadilini önce anne babasından sonra da toplumdan öğrenir. Çocuğun ses haritası oluşmadan asla bir dili öğrenemez. Doğuştan sağır olan insanların konuşamamaları da bunun en iyi örneğidir.

Dillerin kaynağı ile ilgili de kesin bir bilgi olmamakla birlikte, tek kaynak ve çok kaynak şeklinde iki teori vardır. Dünyadaki bütün dillerin tek kaynaktan geldiğini savunanlara göre, bütün diller “Proto-World Language” Ana Dünya Dili denilen bir dilden türemiş ve daha  sonra insanlar birbirinden ayrılıp farklı toplumlar oluşturdukça dilleri de farklılaşmaya başlamıştır. Çok kaynak teorisini savunanlara göre ise bütün dünya dilleri farklı kaynaklardan türemiştir. Çok kaynak teorisi bir tek teori olmayıp bir çok teoriden oluşmaktadır. Bu teoriler şu şekildedir;

– Her toplumun dilinin ona yaratıcı tarafından verildiğini savunan ilahi kaynak teorisi.

– Her toplumun kendi dilini doğadaki bazı sesleri taklit ederek oluşturduğunu savunan; yansıma teorisi.

Her toplumun kendi dilini birlikte iş yaparken çıkarttığı seslerle oluşturduğunu savunan ünlem teorisi.

Ve daha pek çok teori bulunmaktadır. Elbette bunların hepsi birer teori, yani gerçeklikleri ispatlanmış değildir.

Bakara Sûresinin 31. ayetinde ise şöyle buyurulmaktadır:

وَعَلَّمَ اٰدَمَ الْاَسْمَٓاءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلٰٓئِكَةِ فَقَالَ اَنْبِؤُ۫ن۪ي بِاَسْمَٓاءِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Ve (Allah) Âdem’e bütün isimleri öğretti. Sonra bunları meleklere gösterip “Sözünüzde doğru iseniz şunların isimlerini bana söyleyin” dedi.”

Şüphesiz gaybı ancak Allah bilir!

irfan Alan
irfanalan12@gmail.com