SON DAKİKA

31 Mart Yerel Seçim Sonucunu Doğru Okumak

Bu haber 03 Nisan 2019 - 7:52 'de eklendi ve kez görüntülendi.

31 Mart seçimleri pek çok yönüyle tahlil edilmelidir. Siyasi partiler ve yerel temsilcileri elbette bu tahlili yapacaklardır. Bingöl’de ki gelişmelerin yakın bir takipçisi olarak konuya ilişkin birkaç söz söylemek sanırım bizim de temel sorumluluklarımız arasında yer almaktadır.

31 Mart 2019 tarihinde yapılan yerel seçimler sonucunda Bingöl Belediye Başkanlığı’nı Ak Parti’nin adayı Erdal Arıkan kazandı. Böylece 2004 yılında başlayan Bingöl Belediyesi’nde ki Ak Parti serüveni 2024 yılına kadar devam edecek. 15 yılda Bingöl’e yapılmayan hizmetlerin önümüzdeki 5 yıl içinde yapılacağı seçim çalışmaları boyunca sıklıkla telaffuz edildi.

Ak Parti kurulduğu 2002 yılından sonra girdiği tüm seçimlerde (4 yerel seçim, 6 genel seçim, 3 referandum, 2 cumhurbaşkanlığı) Bingöl’de birinci parti oldu. Buna 31 Mart yerel seçimleri de dahil. Fakat hiçbir seçimde 31 Mart’ta ki kadar kötü bir sonuç almadı. Ak Parti her ne kadar Bingöl belediye başkanlığını kazansa da aldığı oy miktarı ilerisi için olumsuz sinyaller veriyor. Bu kötü sonucun muhakemesini parti teşkilatı kendi içinde mutlaka yapıyordur.

Gerçi bizim kötü dediğimiz sonucu kendileri bir başarı olarak da değerlendiriyor olabilir. İçeriden haberim olmadığı için mevcut veriler üzerinden böyle bir değerlendirmede bulunduğumu belirtmeliyim. Ak Partinin oylarının düşmesi kuşkusuz 15 yıldır belediyeyi elinde bulunduran bir siyasi partinin, üstelik iktidarda ki bir siyasi partinin, 15 yılın sonunda halka vaad ettiği en önemli şeyin bugüne kadar yapılmayanları yapacağını söylemesiydi. Bu durumu seçmen elbette ıskalamadı. Sonuç olarak kimi seçmen alternatif partilere yönelirken, kimi seçmen de sandığa gitmeme yönünde karar aldı.

Belediye hizmetlerini bir kenara bırakıp Ak Parti’nin oylarının düşmesi ve katılımın düşük olmasının sebepleri arasında şunları saymak gerekir:

İŞKUR alımlarının olumsuz yansıması.

İl Başkanlığı seçiminin ve oluşturulan teşkilatın hafızalarda ki tazeliğini koruması.

Her türlü alımda mülakat sisteminin olması.

Bingöl Milletvekillerinin halka rağmen sergiledikleri tavırlar.

Eski Belediye Başkanı Yüce Barakazi’nin mağdur edildiği algısının toplumda oluşması.

Kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan alımların yandaş alımına dönüştüğü algısı.

KHK ile ihraç edilen yüzlerce kişinin yakın çevresinin duruma tepkisi.

Tüm TV kanallarında tek taraflı propagandaya maruz kalan halkın, söylenenler ile gerçekler arasında ki uyuşmazlığı fark etmesi.

Kültür Mahallesi kentsel dönüşüm projesinin geride bıraktığı enkaz.

Ve elbette yaşanan ekonomik krizin vatandaşın cebine yansıması.

Seçimden hemen sonra gerek sosyal medyada dile getirilen fikirlerin, gerekse seçim değerlendirmesinde bulunanların üzerinde uzlaştığı konu MHP adayı M. Ziya Buyankara’nın almış olduğu oy miktarı ile seçimin galibi olduğu düşüncesidir. Buyankara, önceki yerel seçimlerde 700 küsur oy almış bir partinin oyunu 13 binin üzerine çıkararak büyük bir başarıya imza attı. MHP teşkilatının çalışmaları elbette önemliydi, fakat Buyankara faktörünün bu oy miktarında ki temel etken olduğu gözden kaçırılmamalı. Sayın Buyankara’nın MHP’den aday olmasına sebep olan faktörleri göz önünde bulundurduğumuzda, aldığı bu oy miktarı sanırım Ak Parti teşkilatından ziyade Bingöl Milletvekillerini düşündürtmektedir. Zira yıllardır 2 milletvekilline garanti gözü ile bakan Ak Parti’ye yeni bir rakip daha çıkmış oldu. Sayın Buyankara’nın bir sürpriz olmazsa 2023 yılında milletvekilliği adaylığına kesin gözü ile bakılabilir.

Bingöl’de ki oy oranı aşağı yukarı belli olan, aldığı oyları da tamamen ideolojik sayiklerle alan HDP ise bu yerel seçimlerde halk ile sağlıklı bir iletişim kuramadı. İlk defa Bingöl Belediyesini kazanmaya bu kadar yakın olan HDP bu fırsatı değerlendiremedi. Bu durumun temel sebebi HDP seçmeni, Bingöl teşkilatı ve mevcut belediye başkan adayları arasında bir türlü sağlanamayan uyumdu. Hişyar Özsoy ile parti tabanı arasında kurulamayan sıcak ilişkiler sonrası Bingöl’den Diyarbakır’a kaydırılan Sayın Özsoy’un, daha sonra Bingöl Belediye Başkanlığına aday gösterilmesi basit ifade ile öngörüsüzlüğün bir sonucuydu. İktidar partisi ile aralarında yalnızca 4 bin gibi küçük bir oy miktarı bulunan ve sandığa gitmeyen 20 bin seçmen düşünüldüğünde, kapı kapı gezip derdini anlatmanın ne denli önemli olduğunu sanırım en çok HDP teşkilatı anlamıştır.

Yeri gelmişken şunu da ifade etmek gerekir. Bingöl merkezde bu seçimde yaklaşık 20 bin 500 seçmen sandık başına gitmedi. Sandığa gitmeyen seçmen her seçim olur, bu durum normal bir durum diye düşünülebilir. Fakat 2014 yerel seçimlerinde ki katılım oranı ile bu yerel seçimdeki katılım oranı arasında ki fark ne demek istediğimi açıklar nitelikte. 2014’te katılım oranı % 83 iken, bu seçimde katılım oranı % 71’lere düştü. Aradaki % 12 lik düşüş oy miktarı olarak 7-8 bin oya tekabül etmektedir. Artan seçmen miktarı da göz önüne alındığında bu seçimde önceki seçime oranla yaklaşık 10 bin kişi fazladan sandığa gitmemiştir. Sanırım seçimde yarışan siyasi partilerin kararsız seçmene dönük politikaları bundan sonra öncelikler arasında yer alacak.

Son olarak Saadet Partisi’nin genç adayı Ahmet Kaya’ya değinmek istiyorum. Malumunuz Saadet Partisi bu seçimde 81 ilde seçime giren tek parti oldu. Bingöl Belediye Başkan adayı Ahmet Kaya’da il belediye başkanları arasında Türkiye’de ki en genç başkan olarak dikkat çekti. Halkla çok iç içe oldu. Derdini, rahmetli Erbakan’ın davasını anlatmayı siyaset yolunu tercih ederek gerçekleştirdi. Aldığı oy miktarı düşük olsa da partisinin misyonu gereği üzerine düşeni yaptı ve siyaset yapmayı düşünen gençlere bir model olmayı başardı.

Ahmet Üstün
Ahmet Üstünahmetustunyazar@gmail.com