SON DAKİKA

Kapitalizm ve Taşeronları

Bu haber 23 Şubat 2019 - 10:46 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Yazı yazmaya başlamamın verdiği sevinç ve memleketin ahvali pürmelalinin verdiği üzüntü ile hepinizi selamlıyor, şu yazıyı okumaya vakit ayırdığınız için hepinize teşekkür ediyorum. Nereden söz edelim a dostlar! Neyi nasıl demeli? Yahut demeye hacet var mı? “Söz gümüşse, sükut altındır” atasözü ile “haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” hadisi arasında bir tezat söz konusudur. İşbu tezatlık arasında sıkışan çoğumuz, altını, yani sükutu ihtiyar ediyoruz çoğu zaman. İnsanoğlu dünya serüvenine başladığı ilk günden bu yana çeşitli sorunlara duçar olmuştur. Hiçbir sorun yok ki, insanoğlunun muhakeme kabiliyeti ve çözüm üreticiliği karşısında kalıcı olsun. İnsanoğlu, tarih sahnesinde “çaresizseniz, çare sizsiniz” düsturu ile sorunları bertaraf etmeye muktedir olmuş ve ürettiği çözümlerle bilim denilen muazzam hazineyi keşfetmiştir.

Yukarıda bir girizgah mahiyetindeki açıklamalardan sonra, velhasılıkelam deyip, maksudumu aşikar etmek istiyorum. Güzelim memleket siyaset sofrasında meze oluyor! Evet, bunu hepiniz görüyor ve seyrediyorsunuz. Algoritmadan uzak, şekilselciliği benimsemiş, kavramların içini boşaltmış bir siyaset memleketi bu hale getirmiştir. Değerlerin yozlaşması, inancın ve kutsal sayılan argümanların siyasete alet edilmesi, bilhassa din ile oy devşirme çabaları, ne denli manevi yıkıma sebep olduğunu biliyoruz. Din, partiler üstü bir kurum iken, partiselleştirildi. Sadece bir partinin dini gibi algılanmaya başlandı. Bu algının temel sebebi, partililerin kendilerini o dinin son mücahidi olarak göstermeleri olmuştur. Bunun sonucunda ne mi oldu? Hızla artan deist ve ateist nüfus. Yapılan araştırmalarda bu ateist ve deist nüfusun bir kısmı tesettürlü kadınlardan oluştuğu görülmektedir. Yani, hem tesettürlü hem ateist! Sebebi ne olabilir ki? Yine partiler üstü olan vatanseverlik ve bayrak gibi kutsal değerler ve söylemler, bir partinin değerleriymiş gibi lanse edildi. Vatanseverlik asla bir partiye münhasır değildir. Oyunu a partisine değil de b partisine verdiği için, bir vatandaşı vatan hainliği ile itham etmek ne akla sığar ne vicdana! Yine, mevcut sistemin ötekileştirme politikası, ya bizdensiniz ya da hiçsiniz algısı, bu toplumun kültür kodlarını zedeleyen vahim bir durumdur. Kendini milli gösterip, karşısındakileri zillet olarak gören bir yönetim anlayışı, yine toplumun değerlerine ne kadar zarar verdiğini çoğunuz kestirebiliyorsunuzdur. Siyaset yalan üzerine kurulu bir müessesedir. Özünde kirli olan, hatta ateşten bir gömlek olan siyaset, ülkemizdeki alicengiz siyasetçiler ile daha da kirli ve daha da yıkıcı olmaya başladı. Liyakat askıya alındı, yalakalık revaç buldu. Siyasetçilerimiz kurnaz olabilirler, hatta çok zeki de olabilirler. Bu, onların iyi olduğu anlamına gelmez. İyi olmak erdem gerektirir. Erdem ve siyaset asla aynı çatı altında barınmaz. Yani demem o ki, siyasilerin dediklerini peygamber buyruğu saymayınız!

Önümüzde Kapitalizm denilen bir gerçek ve Kapitalizmin yaptırımlarını kendine mal eden bir yönetim anlayışı var. 80li yılları, 90lı yılları yaşan jenerasyonun, o dönemdeki bazı olumsuz durumları, bugünkü olumsuz durumlarla kıyas etmesi, şu gerçeğin gözden kaçtığını göstermektedir; hızla değişen ve küreselleşen dünya! Kapitalizm bize bölünmüş yollar yapar ve akabinde otomobil satar. Otomobil sattıktan sonra, yakıt satar. Bu hadiseler birbiri ile bağlantılıdır. 80’li, 90’lı yıllardaki tanzim satış noktalarının temel sebebi, seri üretimin ülkeye sirayet etmemesiydi. Örneğin eskiden bir makine günlük 500 varil yağ üretirken, seri üretimden sonra, yani Kapitalizm bu topraklara çadırını kurduktan sonra, bir makine günlük 50.000 varil yağ üretmeye başladı. Üreten bir toplumdan tüketen bir topluma dönüşmemizi yine Kapitalizmin taşeronları sağladı. Çünkü Kapitalizm toplumların üreticiliğine karşıdır. “Ben üreteceğim, siz tüketeceksiniz” der Kapitalizm. Kapitalizmin yaptırımlarını bize lütuf olarak gösteren bir zihniyet, yıllardır yerinde sayıyor. Kamu kurum kuruluşlarının hızla satılması, tabiri caiz ise elden çıkartılması, partinin Kapitalizm taşeronu olduğu gerçeğini bütün çıplaklığı ile gözler önüne sermektedir. Bu topraklara huzurun, bereketin, refahın gelmesi, ancak Kapitalizm çadırının kaldırılması ile sağlanır.

Hasan Hüseyin Korkmaz
Hasan Hüseyin Korkmazhhkorkmaz12@gmail.com