SON DAKİKA

Şehir ve Mülteci Konulu Panel Düzenlendi

Bu haber 04 Aralık 2017 - 16:58 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Bingöl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Çapak’ın moderatör olarak yönettiği panele, panelist olarak AK Parti Genel Başkan Başdanışmanı ve Siirt Milletvekili Prof. Dr. Yasin Aktay, Bingöl Valisi Ali Mantı ve Bingöl Belediye Başkanı Yücel Barakazi katıldı.
Moderatörlüğünü Üniversite Rektörü Prof. Dr. İbrahim Çapak’ın yaptığı “Şehir ve Mülteci” paneli 2 Aralık 2017 Cumartesi günü Üniversite Enstitüler Konferans salonunda düzenlendi. Konuşmacılarının AK Parti Genel Başkan Başdanışmanı Siirt Milletvekili Prof. Dr. Yasin Aktay,  Bingöl Valisi Ali Mantı ve Bingöl Belediye Başkanı Yücel Barakazi’nin olduğu panelde günümüzün en önemli sorunlarından biri olan mülteci sorunu masaya yatırıldı.
Peygamber efendimizin örnekleminde ele alınan mülteci sorununu ilk değerlendiren panelin moderatörü Rektör Prof. Dr. İbrahim Çapak, “Biz mültecilik üzerinden gitsek de mülteci denince şehir akla gelir. Şehirler eğer nitelikliyse, Hz. Peygamber’in öne çıkardığı ve kendisinin de yaşadığı Medine kültürüne uygunsa, mülteciler böyle bir kültür içerisinde rahat eder ve mutlu olurlar. Onları karşılayanlar da kardeşçe karşılar ve kendi imkânlarından onlara sunarlar. Şehir aslında bir kimliktir. Her toplumun kendine göre bir kimliği vardır. İslam toplumunun da kendine göre bir kültürü ve kimliği vardır. Bunun ne kadar yaşanıldığı üzerinde konuşulabilir. Medine’ye, Basra’ya, Kufe’ye baktığımızda böyledir. Merkezi, yani şehri oluşturan ana unsurlar vardır. Cami vardır, kütüphane vardır. Şehir de bunların etrafında şekillenir. Şehir insanların huzurunu ve mutluluğunu arttırmak için ortaya konan en önemli unsurlardan biridir. Bunun ışığında baktığımızda da Farabi Medine’tül Fazıla’yı yazmıştır. Bu esere baktığımızda bir ulvi, bir de toplumsal yönünü görmüş oluruz “şeklinde konuştu.
“İnsanları Gölgeleriyle Değil, Gönülleriyle Değerlendirmeliyiz”
Bingöl Valisi Ali Mantı, “Şehir dediğimiz zaman, belli birlikteliğin, kültürün ve varlığın paylaşıldığı yer anlamına gelir. İnsanlar, güvenlik amacıyla, coğrafi amaçla ya da kader nedeniyle bir yerden bir yere giderler. Maalesef şehirleşme olurken çevreden merkeze doğru bir geliş var. Bu gelişle şehre bir şey katmak bir yana mevcut olandan da bir şeyler eksiltiyoruz. Öyle şehirler var ki kapsayıcı, kuşatıcıdırlar. İnsanlara gülen şehirlerdir bunlar. Dolayısıyla insanları gölgeleriyle değil, gönülleriyle değerlendirmemiz gerekir Öyle şehirler de var ki tahrik edici ve kışkırtıcıdırlar. Şehirleşme, medenileşmedir. Taşlar üst üste konarak kurulan hiçbir yere şehir diyemeyiz. Şehirleşmek biraz da paylaşmak, birbirine değer katma sanatı gibi olmalıdır. Önemli olan gittiğimiz yere bir değer katmaktır. Biz, medeniyet ihraç eden bir toplumduk. Dünyaya güzel şeyler götürdü atalarımız. Güzel şehirler kurduk zamanında. Bugün bize dışardan turist geliyorsa bilmem ne ağa efendinin ya da ne holdingin yaptığı kuleler için değil, ecdadımızın yaptığı şehirler için, onlardan kalan eserler için geliyor. İstanbul’a hala turistlerin yüzde doksan dokuzu Sultanahmet ve çevresi için geliyorlar. O mekânlar turist çekiyorlar. Kendinden olmayan özgün mekânlar için geliyorlar” ifadelerini kullandı.
“Şehrimize Gelen Mültecilere Yardımcı Olmalıyız”
Sözlerine Hz. Âdem’in ilk mülteci olduğunu ifade ederek başlayan Bingöl Belediye Başkanı Yücel Barakazi, mülteciliğin zor olmakla beraber, mültecilerin gittikleri yerlere hem bereket hem kendi kültürlerinden izler götürerek medeniyetleşmeye katkı sağladıklarını belirtti.
Almanya’da tercümanlık yaptığı dönemlerde karşılaştığı mülteci sorunlarını bazı anektodlarla paylaşan Barakazi, “Mülteciler bir yerden bir yere giderken varlıklarını geldikleri yerlerde bırakırlar. Statülerini geldikleri yerde bırakırlar. İltica ettikleri yerlerde onların statüleri, geldikleri yerlerdeki sosyo-ekonomik durumları hiçbir anlam ifade etmez. Sıfırdan statü elde etme mücadelesi vermek zorunda kalırlar. Dil öğrenmek zorundadırlar. Öğrendikleri dil yeterli olmaz. Oradaki mantaliteyi de çözmek zorunda kalırlar. Bizler de tüm bunların bilincinde olarak ülkemize ve şehrimize gelen mültecilere yardımcı olmalıyız. Onlara kardeş gözüyle bakmalı ve onları toplumumuz içerisine kaynayacak birer zenginlik olarak görmeliyiz” şeklinde konuştu.
“Anadolu, Tarih Boyunca Mültecilerle Harmanlanmış Bir Toplumdur”
Panelin son konuşmacısı olan AK Parti Genel Başkan Başdanışmanı Siirt Milletvekili Prof. Dr. Yasin Aktay, günümüz Türkiye’sinde bulunan mülteci sayısı ve onlara kucak açan Türkiye’nin varlığına değinerek; “Şu anda Türkiye’de 3 buçuk milyona yakın insan var. Sadece Suriye değil, Irak’tan Mısır’dan, Yemen’den, Myanmar’dan bizlere iltica eden insanlar var. Bu konuda farkındalık oluşturmamız lazım. İltica şehirli insanın imtihanıdır. Mülteci geldi, ona karşı ne yapacaksın? Bu senin imtihanındır. Sen kendi konforundasın da o geldi işsiz, aşsız, yuvasız. Senin katlanabileceğin eziyetlerden daha fazlasına katlanabilen ve senle rekabet edebilen kişiler mülteci olarak geliyor. Sen sanıyorsun ki yoksulluğunun sebebi mülteciler. Ama insanlar arasındaki fark burada ortaya çıkar. Avrupa 100 bin mülteciyi görünce tüm düzeni şaştı. Burada o özendiğimiz AB’nin ne kadar kırılgan olduğunu gördük. Hatta faşist bir dönüşe ne kadar yatkın olduğunu gördük. Ekonomik durumunun bozulmaya ne kadar çabuk yüz tutabileceğini görmüş olduk. Anadolu coğrafyası ise tarih boyunca mültecilerle harmanlanmış bir toplum olmuştur. 1490’lı yıllara baktığımızda Endülüs’te Yahudiler, tüm Avrupa’daki Yahudi düşmanlığı karşısında sığınacak bir liman aradıklarında Osmanlıyı buldular. Yahudilerin bizzat kendileri şu tespiti yaparlar; tarih boyunca rahat yaşadıkları tek coğrafya Müslüman coğrafyasıdır. Sadece Osmanlı değil Abbasiler’de de, Endülüs’te de aynı rahatlığı bulduklarını itiraf ederler. Ama kendilerine rahatlık veren bu coğrafyanın insanlarına şimdi kendilerinin yaptıkları da ortadadır” sözleriyle görüşlerini aktardı.
“Biz Ülke Olarak Her Zaman Mültecilere Kucak Açmış Bir Ülkeyiz”
Amerika örneğine de değinen Prof. Dr. Aktay, “Amerika’ya bakın, mülteciler tarafından kurulmuş bir medeniyettir. Amerika mültecilere her zaman açık bir ülke olmuştur. 72 milleten insanı barındırır. Kapılarını her zaman açık tuttuğu için güçlü olmuştur Amerika. Amerika’nın gücü mültecilerden gelmektedir. Farklı kültürlerin sentezi güçtür. Farklılıklar güçtür. Tarih boyunca kurulan 27 medeniyet de göç sonucunda kurulmuştur. Göç eden insanlar geldikleri yerde medeniyet kuramazlar. Ama göç ettikleri yerlerde medeniyet oluştururlar. Biz ülke olarak her zaman mültecilere kucak açmış bir ülkeyiz. Onlar bizim için birer zenginliktir. Onlar bize külfet değil, aksine ülkemize berekettirler. 15 Temmuz hain darbe girişimi belki de bizlere sığınan mülteci kardeşlerimizin duaları sayesinde defedildi” şeklinde sözlerini bitirdi.
Panel, konuşmaların ardından soru ve cevap faslıyla sona erdi.
Haber Merkezi

sperrmuellberlin.org

abu dhabi prostitutes berlinintim seks hikayeleri sex hikayeleri sex izle sikiş paply.org

Samsun araç kiralama Samsun evden eve nakliyat