SON DAKİKA

1 Mayıs Bingöl Depremi… Mazlum-Der Raporu…

Bu haber 01 Mayıs 2017 - 12:22 'de eklendi ve kez görüntülendi.

1 Mayıs 2003 tarihinde Bingöl‘de meydana gelen deprem sonrası yaşananlar Mazlum-Der tarafından 5 Mayıs 2003 tarihinde bir rapor halinde derlenip kamuoyu ile paylaşılmıştı. Söz konusu rapor, o dönem yaşananları tüm çıplaklığı ile gözler önüne sermektedir. Aşağıda Mazlum-Der tarafından hazırlanan raporu olduğu gibi paylaşıyoruz.
BİNGÖL DEPREMİ VE SONRASINDA YAŞANAN OLAYLAR RAPORU
GİRİŞ
01 Mayıs 2003 günü saat 03:27’de Bingöl’de meydana gelen deprem, Bingöl halkından 200’e yakın kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin de yaralanmasına sebep olmuş, binlerce ev kullanılamaz hale gelmiştir. Deprem üzerine Türkiye’nin her tarafından sivil toplum örgütleri ve yardımsever insanlar Bingöl halkının yardımına koşarken, “devletin ilgisizliği” ve “halkın ihtiyaçlarının zamanında karşılanmaması”na tepki gösterenlere yönelik kamu görevlilerinin ve özellikle güvenlik güçlerinin tutumları depremi gölgelemiş ve olayları yakından izleyen kamuoyunun büyük tepkisine yol açmıştır.
Bu olayları yerinde incelemek; yetkililerle, mağdur insanlarla görüşmek ve halkın ihtiyaçlarını tespit etmek üzere Genel Başkan Yılmaz Ensaroğlu başkanlığında, Genel Başkan Yardımcıları Şinasi Haznedar, Şehmus Ülek, Genel Sekreter Yardımcısı Hayrettin Kızılkaya, GYK üyeleri Şimşirüddin Ekinci, Adem Seleş, Ayhan Bilgen, Abdülbasit Bildirici ve Ankara, Konya, Şanlıurfa ve Van şube yöneticilerinden oluşan MAZLUMDER Heyeti, 03 Mayıs 2003 günü Bingöl’de incelemeler yapmıştır. İncelemeler sonunda aşağıdaki rapor hazırlanarak kamuoyunun bilgisine sunulmuştur.
MAZLUMDER, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin oluşturduğu Aşevi ve Sağlık Merkezinde; Ankara Büyükşehir Belediyesinin açtığı ekmek fırınında; Bingöl, Elazığ, Batman ve Viranşehir Belediyelerinin oluşturduğu Yardım Koordinasyon Merkezlerinde, Kızılay’ın yardım çalışmalarını yürütmek üzere oluşturduğu merkezde, Bingöl Devlet ve SSK Hastanelerinde, en büyük can kaybının meydana geldiği Yatılı İlköğretim Bölge Okulunda ve yıkılmış birçok binada incelemeler yapmıştır.
Bu incelemeler sırasında Bingöl Belediye Başkanı, çeşitli siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin yönetici ve temsilcileri, yerel medya yönetici ve mensupları, tıbbi müdahale ve yardım çalışmalarını yürüten kamu görevlileri, Yatılı Bölge İlköğretim Okulundan sağ kurtulan öğrenciler ve bazı mağdurlar ve yakınları ile görüşmeler yapılmıştır.
GÖZLEM VE TESPİTLER

  1. Deprem dolayısıyla il merkezinde 26 çok katlı bina tamamen yıkılmıştır. İl Merkezine 20 km uzaklıkta olan ve en çok ölümün yaşandığı Çeltiksuyu Yatılı İlköğretim Bölge Okulu’nun yatakhane binası tam bir enkaza dönüşmüş, dersliklerinin bulunduğu bina ise yıkılmıştır. Aynı köydeki diğer binaların hiçbirisinde herhangi bir hasarın olmadığı gözlenmiştir.
  2. Bugün itibariyle toplam olarak 167 kişinin yaşamını yitirdiği, 520 kişinin de yaralı olduğu ifade edilmiştir.
  3. İl merkezindeki binaların çok büyük bir kısmının kolonlarında kesilmeler ve çatlaklar oluşmuş, bir kısmının ise alt katları tamamen çökmüştür. Yetkililerden alınan tahmini bilgilere göre kent merkezindeki 20 bin meskenden 13 bini oturulamaz hale gelmiştir. Özellikle Sancak, Çimenli ve Göltepesi köylerinde büyük hasar olduğu belirtilmiştir.
  4. Halkın tamamına yakını evlerinin hasar görmüş olmasından ötürü evlerine girememekte ve yaşamını sokakta sürdürmektedir.
  5. Yetkililer, gönderilen ve dağıtılan çadır sayısı hakkında çelişkili açıklamalar yapmıştır. Örneğin Kızılay yetkilileri tarafından, Kızılay’ın 13 bin çadır gönderdiği yolunda açıklamalar yapılmış; buna karşı Valilik, Kızılay tarafından taahhüt edilen çadır sayısının 7500 olduğunu, depremin birinci günü 1294, ikinci gün ise 1390 çadır gönderildiğini, ihtiyacın ise 15 bin çadır olduğunu belirtmiştir.
  6. Çadır ve yardım dağıtımında ayrımcılık yapıldığı, ilk 2 günde çadırların el altından belirli kişilere dağıtıldığı ileri sürülmüş; Bingöl Cezaevinin arka kısımlarında kalan ve depremin merkez üssü olduğu söylenen kentin kuzeydoğusundaki Gözer ve Göltepesi köylerine bugün (05 Mayıs 2003) itibariyle, çadır dağıtımına ve hasar tespiti çalışmalarına başlanmadığı, aynı şekilde Yenimahalle gibi çok fakir ailelerin ikamet ettiği yerleşim yerlerine yeterli ilginin gösterilmediği ve yardım yapılmadığı öğrenilmiştir.
  7. İlk 2 günde elektrik ve su sıkıntısının yaşandığı, ama kısa sürede bu sorunların giderildiği ifade edilmiştir.
  8. En önemli sorunun barınma olduğu, bu nedenle öncelikle çadır ihtiyacının giderilmesi gerektiği, görüşülen herkes tarafından vurgulanmıştır.
  9. Bingöl Devlet Hastanesinde görüşülen Yardım Koordinasyonu yetkilileri, sağlık hizmeti veren personelin çadır ihtiyacının bile karşılanmadığına bizzat kendileri dikkat çekmişlerdir.

KURTARMA VE YARDIM ÇALIŞMALARI

  1. Depremden çok kısa bir süre sonra çeşitli illerden gelen kurtarma ekiplerinin deprem bölgesine yetiştikleri ve bunların sivil savunma uzmanlarının koordinasyonu altında kurtarma çalışmalarına hemen başladıkları ifade edilmiştir.
  2. Elazığ Vali Yardımcısının başkanlığında oluşturulan Kriz Yönetim Merkezinin, tecrübesizlik yüzünden etkin bir kriz yönetimini gerçekleştiremediği, çadır dağıtma sorununu adeta askerlere devrettiği ileri sürülmüştür. Kriz Yönetim Merkezinin yürüttüğü yardım çalışmalarının koordinasyonunda kendilerine yer verilmediği, karar alma süreçlerine etkin katılmalarının istenmediği ve Belediye binasının da kullanılamaması sonucu Belediye hizmetlerini yürütecek personelin çadır ihtiyaçlarına ilişkin taleplerinin bile karşılanmaması yüzünden Belediyenin, Valilik Kriz Yönetim Merkezinden çekildiği Belediye Başkanı ve yöneticileri tarafından ifade edilmiştir. Belediye yetkililerinin, yardım ve dayanışma için gelen diğer belediyeler ve sivil toplum örgütleriyle işbirliği içerisinde alternatif bir kriz merkezi oluşturarak çalışmaları koordineli yürüttükleri yerinde görülmüştür.
  3. Dışarıdan gönderilen yardımların doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının, şehir girişlerindeki kontrol noktalarında güvenlik birimlerince engellendiği, yardımların Kriz Yönetim Merkezine teslim edilmesinin istendiği, bunu kabul etmeyerek yardımlarını doğrudan dağıtmakta ısrar edenlerin getirdiği yardım malzemelerinin listesinin alınarak, Kriz Yönetim Merkezinin belirlediği bölgelerde dağıtmalarına izin verildiği öğrenilmiştir.
  4. Diyarbakır-Bingöl karayolunun kapatılması ve 21 plakalı araçların geçişine izin verilmemesi talimatının verildiği ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin gönderdiği yardım araçlarının Elazığ üzerinden dolaşarak yaklaşık 9 saat sonra Bingöl’e intikal edebildikleri iddia edilmiştir.

OLAYLAR

  1. Bir kısmı olaylar sırasında orada bulunanlar olmak üzere halktan görüşülen insanlardan alınan bilgilere göre; depremin ikinci günü (02 Mayıs 2003) çadır almak için başvuruda bulunanların kayıtlarını yapmak üzere valilik önüne bir masa kurulmuştur. Bu masaya gelenler, yeterli organizasyonun yapılmaması yüzünden muhatap bulamamış ve ikinci geceyi de soğukta ve sokakta geçireceklerine ilişkin kaygılarını valiliğe iletmek istemiştir. Bir muhatabın bulunamaması üzerine “Vali İstifa” şeklinde sloganlar atılmıştır. Tam bu sırada bir kişi soyunarak protesto gösterisinde bulununca kalabalık içindeki iki kişi bunun bir provokatör olabileceğinden kuşkulanarak “Bu gösteri için medyadan ne kadar para aldın?” diye sormuştur. Bunu duyan bazı güvenlik görevlileri bu iki kişiyi gözaltına almak isteyince kalabalık bunları vermek istememiş ve yaşanan itiş kakış arbedeye dönüşmüştür. Bu sırada bir polis aracının kalabalığın üzerine sürülmesi gerginliği iyice tırmandırmış; Özel Harekat Timlerinin tutumuna ve yaptıkları uyarı ateşlerine bazı meslektaşları karşı çıkmış, bunun ardından da polis geri çekilerek askerlerin olaya müdahale etmesi sağlanmıştır.
  2. Açılan ateş sonunda iki kişi ateşli silahla, bir kişi de kafa travması olmak üzere toplam 10 kişi yaralanmıştır. Yaralılardan birisi Elazığ’a sevk edilmiştir. Olaylar esnasında bir kişi, 13 polis tarafından hükümet konağının içinde acımasızca dövülmüştür. SSK Hastanesine kaldırılarak tedavi edilen bu kişi aldığı raporla birlikte suç duyurusunda bulunmuştur. Daha sonra bazı güvenlik mensupları ailesiyle irtibata geçerek şikayetten vazgeçmesi için “telkin”de bulunmuştur.
  3. İhtiyaçlarının zamanında karşılanmaması, bazı kişilere (polisler ve ‘torpilli’ kimseler) gizlice çadır verilmesi, bir milletvekilinin yakınlarına çadır dağıttığı yolundaki iddialar gibi olayların halkın tepkisine yol açtığı, hemen hemen herkes tarafından ortak bir görüş olarak dile getirilmiştir.
  4. Olaylar esnasında bir milletvekilinin ve kardeşinin de uyarı ateşi açtığı yolundaki duyum ve iddialar doğrulatılamamıştır.

DEĞERLENDİRME VE ÖNERİLER

  1. 17 Ağustos 1999’da meydana gelen ‘Marmara Depremi’ sırasında yaşanan sorunların Bingöl Depremi sonrasında da yaşandığı, doğal afetler karşısında izlenen devlet politikalarında ciddi hiçbir değişikliğin olmadığı görülmektedir.
  2. Buna karşın kurtarma çalışmalarında ciddi ilerlemeler olduğu, “artık Türkiye’nin bu işi öğrendiği ve iyi yaptığı” şeklinde değerlendirmeler sıkça yapılmaktadır.
  3. Marmara depremi sırasında deprem bölgesindeki Belediyeler ile bölgedeki kamu görevlileri arasında yaşanan sorunlar Bingöl’de de aynen yaşanmaktadır. 1999’da Adapazarı Belediye Başkanının yaşadığı sorunları, bugün Bingöl Belediye Başkanının aynen yaşadığı gözlenmiştir. Aynı şekilde Marmara’da civar belediyelerin ve çeşitli sivil toplum örgütlerinin karşılaştığı engellemeler bugün Bingöl’de de sürmektedir. Yardımların mutlaka Kriz Merkezine teslimi ve gelen yardım araçlarının bir askeri birliğe veya kapalı spor salonuna boşaltılması gibi uygulamaların da hiçbir değişiklik olmadan sürdürüldüğü anlaşılmaktadır. Bingöl’de Belediye Başkanının DEHAP’lı olması, sorunu daha çok büyütmüştür. Çünkü seçildiğinden bu yana Belediye Başkanıyla gerekli ilişki ve işbirliğinin yeterince kurulmadığı; örneğin bir bayram törenine katılmak üzere gittiği Tugaya sokulmadığı bilinmektedir. Kendisi de Belediye Başkanlığından gelen Başbakanın da bu “devlet tutumu” doğrultusunda, deprem sonrası yaptığı Bingöl ziyareti sırasında Belediye Başkanı ile görüşmemesi, görüşülen pek çok kişi tarafından eleştirilmiştir.
  4. Çadır dağıtımının planlamasında esas alınan bir ölçütün olmaması çözümsüzlüğü arttırmaktadır. Örneğin birtakım mahallelere rasgele 60 kişilik çadırlar dağıtılmak istenmiştir. Bingöl’de insanların sokakta sabahlamayı kabullenecekleri ama mahalle halkından da olsa çok yakını olmayan insanlarla birlikte ailece bir çadırı paylaşmayacaklarının öngörül(e)memiş olması önemlidir. Eğer kasıtlı değilse bu yaklaşım, bazı kamu yöneticilerinin halktan, halkın değer yargılarından ne kadar kopuk olduklarını bir kez daha göstermektedir.
  5. Bazı kamu görevlilerine çadır verilip halka çadır dağıtımına başlanmaması, zaten devlette ve bölge halkında var olan güven bunalımını daha da derinleştirmiştir.
  6. Tamamen silahlı eylem ve çatışmalarda görev almak üzere eğitilmiş Özel Harekat Timlerinin bu tür toplumsal olaylarda görevlendirilmesinin ne kadar yanlış ve tehlikeli olduğu, geçmişte bazı bölge illerinde yaptıkları ev aramalarında görüldüğü gibi Bingöl’de de hemen görülmüştür.
  7. Halkın önüne herhangi bir yöneticinin çıkıp bilgi vermemesinin de, genel olarak ülkedeki, özel olarak da bölgedeki güven bunalımından ve kimi kamu görevlilerinin hala bölge halkını potansiyel düşman olarak görme alışkanlığından kaynaklandığı yaygın olarak değerlendirilmektedir.
  8. Çadırlar başta olmak üzere yardım malzemelerinin Bingöl’e çok geç intikal ettiği; oysa örneğin Irak savaşı dolayısıyla Silopi’de depolanmış onbinlerce çadırdan ihtiyaç miktarı kadar kısmının en fazla 8-9 saat içinde Bingöl’e getirtilmesinin mümkün olduğu, ama bunun yapılmadığı hem tarafımızdan değerlendirilmiş, hem de halk tarafından ısrarla ifade edilmiştir.
  9. Tamamen kamu görevlilerinden, hem de komşu illerde görevli ve dolayısıyla o ili yeterince tanımayan kamu görevlilerinden oluşan bir Kriz Yönetim Merkezinin başarılı bir kriz yönetimini gerçekleştiremeyeceği açıktır ve bu durum geçmiş uygulamalarla da sabittir. Bu nedenle Kriz Yönetim Merkezlerinde kurum olarak Belediyenin, ilin belli başlı sivil toplum örgütleri ve meslek kuruluşlarının, kanaat önderlerinin, şehrin ileri gelenlerinin ve özellikle bu tür çalışmalarda bulunmuş birikim ve deneyim sahibi bireylerin yer alması mutlaka sağlanmalıdır.
  10. Depremzede halk, kullanılamaz durumda da olsa evinin önünden ayrılmak istememektedir. Gerekli güvenlik önlemlerinin alınması koşuluyla alt yapı hizmetlerinin rahatlıkla götürülebileceği yerlerde geçici çadır kamplarının kurulması düşünülmeli ve acilen gerçekleştirilmelidir.
  11. Sosyal Devlet olmanın bir gereği olarak “devlet”, yöre insanına “güven” veren bir yaklaşımı benimsemeli, halkı “tehdit” gören önyargılı yaklaşım biçimlerini terketmelidir. Kamu görevlilerinin halkı dışlayan, yardımdan çok kontrol altına alma amacı güden davranışları ve şiddeti bir yönetme dili olarak kullanmaları önlenmelidir.